logo logo

BİZİ TAKİP EDİN

Röportaj 19 Mayıs 2020

A. Taner Elhan ''60larıma geldiğimde çekmiş olmak istediğim bir filmim var.''

Sevgili Komşum, Aşk Sana Benzer, Acı Aşk, Kadın İşi Banka Soygunu gibi filmlerde yönetmenlik yaparak büyük başarı kazanmış olan Ünlü Yönetmen A. Taner Elhan ile sohbet ettik ve ona merak ettiklerinizi sorduk.


Yönetmenlik hayatına nasıl başladınız? Bu mesleğe ilginiz ne zamandır var ? Sizin için anlamı nedir? Bebekliğim babamın 8mm film kamerası ile çektiği mini aile filmlerine kayıtlı, o filmler halen seyredilebilir haldeler, zannederim ilgim de o yıllarda karşı karşıya kaldığım büyülü anlarda başladı. Kim bilir. Bu ilgi beni onlu yaşlarım boyunca fotoğrafa itti ve sonuçta Anadolu Üniversitesi’de Sinema-TV okudum. Mezuniyet sonrası mesleğe 1996 yılında yönetmen yardımcılığı ile başladım, 2000’lerin hemen başında da küçük büyük reklam filmleri çekerek yönetmen oldum. İlk uzun metraj sinema filmim ‘Acı Aşk’ı 2009 yılında yönettim. Sonra TV Dizileri oldu çok ve üç sinema filmi daha... Böyle işte. Yönetmen olmamın özel bir anlamı yok. :)
Kendinizi nasıl bir yönetmen olarak görüyorsunuz? Yönettiğiniz filmlere bakınca komedi ve dram ağırlıklı filmler görüyoruz. Gelecekte yönetmek istediğiniz farklı türde bir sinema filmi var mı? Veya teklif geldi mi? Kendi yazdığını yöneten yönetmenlerden değilim :) Belki olurum ama... Evet dram ve komedi, Acı Aşk’ı dışarıda tutarsam diğer üç sinema filmim de yapımcılardan gelen teklifler ile çekildi. Tür sineması yapmak sektörel olarak zor iş, kendi paranız varsa istediğiniz sinemayı yapabilirsiniz ancak bunu satmak kolay olmaz demek istiyorum. Hemen her türde film çekmek istiyorum, özellikle polisiye. Korku da çekmek isterim. Ama dediğim gibi bunlar zor. Teklif gelmesi önemli değil sağlam bir senaryo olursa elinizde teklifi siz de götürebilirsiniz. Kendi yazdığımı yöneten yönetmenlerden değilim demiştim ama kaçınılmaz olarak o süreç başladı, kendi yazdığımı çekeceğim süreç yani, zira gelen teklifler cazip değiller.
 Yönetmen olmak isteyenlere tavsiyeleriniz neler kendilerini nasıl geliştirmeliler? Bilgi önemli çünkü yönetmen gerçeği araştırır. Teknik bilgiden söz etmiyorum, o kolay; okulu var kursu var usta-çırak durumu var. Hayata, dünyaya, evrene dair bilginin peşinde olsunlar, gerçeğe ancak bilgi yoluyla ulaşabilirler.
En beğendiğiniz yerli-yabancı yönetmenler kimdir? Sizin stil olarak özendiğiniz bir isim var mı? Bu soru hemen her yönetmene sorulmuştur :) Diğer yönetmenleri bilmem ama ben bu sorudan hep bir miktar rahatsız olurum. Çünkü spesifik bir cevabı yok bende, sinefil değilim hatta iyi bir sinema seyircisi bile değilim. Ama Ömer Lütfi Akad, Metin Erksan ve Yılmaz Güney’i yerliye; Martin Scorsese, Jan-Luc Godard ve Akira Kurosawa’yı yabancıya söylüyorum.
 En sevdiğiniz yerli- yabancı filmler hangileri? Kanun Namına (1952), Sevmek Zamanı (1965), Umut (1970), Taxi Driver(1976), À bout de souffle (1960), Dreams (1990)
Yönetmenlik dışında başka hangi alanlara ilgi duyuyorsunuz? Fotoğraf çekerim, özellikle analog, teknolojinin görüntü üretimi alanına ilave olmasıyla hızla ilerleyen ‘video art’ diye özetlenebilecek sanatla da haşır neşirim, cep telefonuma yüklediğim uygulamalarla çılgın kısa videolar yaparak Instagram hesabımda paylaşıyorum. He bir de son zamanlarda yine teknolojinin imkan vermesi sayesinde elektronik müzik ile ilgiliyim o videolara kendi kendime müzikler yapıyorum. Söylemezsem olmaz çünkü biyografimde yazıyor, şiir yazıyorum.
Kaleminiz kuvvetli midir? Yazdığınız bir senaryo var mı? Kalemimin kuvveti henüz test edilmedi, bilmiyorum onun için kuvvetli mi kalemim. Bitmiş bir senaryom var diyemem. Çalıştığım senaryolar var. Yazmak konusunda çalışkan değilim, sonuç almak ne kadar çalıştığınızla doğru orantılıdır.
Genç yazarlar yazdıkları senaryoları sizlere ulaştırabilirler mi? Bunları değerlendirir misiniz? Daha önce değerlendirdiğiniz senaryolar var mı? Evet bir yol bulan genç yazarlar ulaştırıyor senaryolarını, değerlendirdiklerim de var. Sosyal medya üzerinden de ulaştırmaya çalışanlar hatta ulaştıranlar var. Bunun için çabalayan herkesin senaryosunu değerlendiremiyorum. Öncelikle konuyu ne derece ciddiyetle ele aldıklarını anlamaya çalışıyorum. Bir ışık görürsem üzerinde duruyorum, yön gösteriyorum.
Kendinize belirlediğiniz mesleki bir hedef var mı? Ne yaparsam bunu başardım diyebilirsiniz? Şöyle söyleyeyim, 60’larıma geldiğimde çekmiş olmak istediğim bir filmim var. Sonrası ve öncesi için de aynı şey geçerli, çekmek istediğim filmler var, bunlar birilerinin teklif etmesi ile olacak işler değil. Tamamen bana bağlı yani. Ayrıca son zamanlarda karşılaştığım bazı durumlar yüzünden sinema eğitimi konusunda temel problemler olduğunu gördüm, bu konuda adım atıp bilgi ve tecrübelerimi öğrencilerle paylaşabileceğim özgürlükçü ve üretime dönük bir okul kurma fikrim var üzerinde çalışıyorum. Dışarıdan bakıldığında yönetmenlerin refah içinde bir hayat sürdürdükleri zannedilir, oysa durum tam olarak öyle değildir. Yani bir yandan hedeflerine doğru ilerlerken bir yandan da geçimini temin etmek durumundasındır. Bilmem anlatabildim mi? Soruya cevap olamadı galiba söylediklerim ama hayat hedef koyarak ve o hedefe ulaşma yanılsamasının arkasından yeni bir hedef koyarak başarılamıyor zannımca. Belki de hedeflemediğin başka bir yere varmak başarının kendisidir. Hayat...
Son olarak SinemaPort okuyucularına ve sizi sevenlere neler söylemek istersiniz? Sonunu bildiğiniz yollar sizi bildiğiniz yerlere götürür, oysa bilmediğiniz bir yere varmak sizi zenginleştirecektir korkmayın. Kendinize iyi bakın.
Röportaj : Mehmet Ali Kıcım - SinemaPort Fotoğraflar : Özge Beytekin