logo logo

BİZİ TAKİP EDİN

Röportaj 09 Haziran 2020

Sinemanın En Önemli İsimlerinden Cenk Sezgin SinemaPort'a Konuştu

SİNEMAPORT ÖZEL HABERİ Cinemarine Sinema Salonları‘nın sahibi ve sinema sektörüne, gerek türk sinemasını devam ettirmek ve globalleştirmek için çok fazla emek veren Cenk Sezgin ile Türk Sineması ve koronavirüsün sinema salonlarına olan etkisi hakkında konuştuk.''Sektör olarak ikiye bölünmüş durumdayız'' Cenk Sezgin, koronavirüsün sinema salonlarını etkisi ve salonların ne zaman açılması gerektiği ve sürecin nasıl işleyeceği konusunda iki farklı görüşün olduğunu söyledi. Bunlardan biri; kendi bünyelerindeki sinema salonunu işleten AVM sahiplerinin, kira ve faturalar gibi giderleri olmadığından, sinemaların bir an önce açılmasından yana olduğu. Tüm sinema zincirleri gibi Cenk Sezgin’in de katıldığı ikincisi görüş ise; Sinemaların önümüzdeki haftalarda açılması halinde işletmelerin, seyirci ve film açısından kısır geçecek yaz boyunca oluşacak kira, elektrik, aidat, personel gibi giderleri yüzünden borca batacak olmaları sebebi ile okullar açılana kadar salonların kapalı kalması.''Aç deseler bile açmayacağız, zorla mı açtıracaklar...'' Sinemalarını Ekim ayına kadar kesinlikle açmak istemeyen sinema zincirleri arasında; Avşar, Prestige, Site, Cinens, Cinemarine ve Cinema Pink yer almakta. Sezgin, bu konu da bu grupların keskin duruşa sahip olduğunu açıkladı ''Aç deseler bile açamayız, zorla mı açtıracaklar, açıp da batalım mı ?...'' Balkanlar'ın en güzel ve en lüks sinema salonu bir Türk yatırımcının.. Cenk Sezgin'in sahibi olduğu ve açılışını Ocak ayında yaptığı Kosova'da ki Cinemarine Europe sinema salonu  koronavirüsten dolayı, Türkiye'de ki sinemalardan tam bir hafta önce kapatıldı. Balkanları ilk defa Türk Sineması ile tanıştıran Sezgin, Kosova'da sinemaların açık olduğu süre zarfında toplam 10 film oynattığını ve bunlardan 7'sinin Türk filmi olduğunu açıkladı. ''Türk Sinemasının devamı için yapımcıların para kazanması şart.'' Cenk Sezgin, Eğer yapımcılar, gişelerden yeterli parayı kazanamazsa Türk Sinemasında ki yükselen başarı grafiğinin devam edemeyeceğini söyledi.Cenk Sezgin bu konuyu şu şekilde açıkladı ''Gişe başarısı yüksek filmler yapmak için büyük bütçeler gerektiğinden, gişe gelirinin yapım maliyetini karşılayamayan filmler yapmak yerine, yapımcıların getirisi belli olan ve risk almayacağı sipariş filmlerle dijital platformlara yönelirse, Türk Sineması kendi değerlerini ve dinamiklerini yitirecek. Bir ülkenin kültürel hafızası, folkloru ve kültürel mirası olan ulusal sineması için işte asıl ve geri dönüşü olmayan felaket budur. Halbuki dizi ve filmlerimizin dünya çapında ilgi görmeye başladığı böyle bir dönemde bu sürecin, global sinema devlerinin Türkiye’nin önünü kesmeye yönelik bir komplosu olduğuna inanıyorum.''''Netflix, Türk Sineması'nın Önünü Kesiyor'' Cenk Sezgin'e göre: Netflix ile birlikte dünya platformuna çıkmaya çalışan yapımcılar, Türk Sineması’nın değerlerini göz önünde bulundurmaktan ziyade dünya piyasası neyi gerektiriyorsa o yönde film arayışında olurlar. Bunun sonucu olarak da  Türk Sineması güç kaybeder ve anlamını yitirir. Beren Saat'in oynadığı Netflix Yapımı, Atiye filmini örnek vererek Cenk Sezgin şu açıklamayı yaptı: ''Bu tarz yapımlar Türk Tarihini sözde olarak temsil ederek, aslında uluslararası alıcının reflekslerini gözetir ve bu yönde sadece ekonomik başarıyı amaç edinir.'' Tam 3 Milyon çocuk ilk defa sinema ile tanıştı 2014 yılında Kültür ve Turizm Bakanlığı ve Millî Eğitim Bakanlığı gibi birçok bakanlıkla iletişime geçen Sezgin, her görüştüğü bakana çocukların sinema ile tanışmadan önce sosyal medyanın ağına yakalanmalarını ve film izlemekten mahrum kalmasını önlemek için bakanlıklarla iş birliği yapıp, sinemaların boş olduğu sabah 9 ve 12 saatleri arasında bu çocukları, sinemalara götürmeyi hedeflemiş. Bu proje için 4 yıl ter döktükten sonra 2017 yılında, iki bakanlığın işi birliği ile tam 1 milyon öğrenciyi sinemalara taşıyan etkinliği, SİSAY Vakfı olarak hayata geçirmişler. Dünya çapında benzeri olmayan bu proje ile 3 yıldır sektörün en iyi temsilcisi SİSAY'ın girişimleri ile tam Türkiye'nin her yerinden tam 3 milyon çocuk ilk defa sinema ile tanıştı. ''Azerbaycan Türk filmlerine yer vermek istemiyor'' 5 yıl boyunca SİSAY Derneği başkanlık rolünü üstlenen Cenk Sezgin bu 5 yıl boyunca Türk sinemasını dünyaya tanıtmak için birçok ülke ile iletişime geçti. Azerbaycan’ın 'Dilimizi bozuyor' gerekçesiyle sinema salonlarında Türkçe filmlere yer vermek istemediğini ve Rusça konuşan daha birçok ülkenin de dublaj ile uğraşmak istemediği için Türk filmlerine kapıları kapattığını belirtti. Aynı dönemde SİSAY, Türk sinemasının önünü açmak amacıyla dağıtımını yapacağı filmlerin dublajlı halinin bu ülkelere ulaşmasını sağlamak için bakanlıktan, filmlere dublaj yapmak için ayrı bir bütçe tanınmasını gündeme getirdi. Öte yandan 2018'den bu yana gerçekleşen ''Gelişmekte Olan Ülkeler Sinema Zirvesi'' için yarattığı kaynak, SİSAY olarak verilen organizasyon desteği ile Orta Asya, Balkanlar, Arap Yarımadası ve Afrika'nın katıldığı bu türde tek networking etkinliğinin adresi olarak İstanbul  olmasını sağladı. ''Türk Sinemasının geleceği tehlikede'' Cenk Sezgin, sinemamızın gelişmesi için bu kadar mücadele ettikten sonra, üstelik yeni yasalar ile sinema salonu işletmeciliğine büyük yaptırımlar ve cezalarla format atıldığı bir dönemde basit bir projeksiyon cihadı kapan herkesin açık hava sinemacılığı yapmaya soyunduğunu, kontrolsüz bir şekilde kültürel bir etkinlik olmaktan çıkıp  küçük led ekranlarda ''belediye etkinliği'' kılıfında ucuz sokak eğlencesi gibi sunulduğu ve böylece sinema kültürünün bedava ve basit bir şekilde tüketildiğini gördükçe türk sinemasının geleceği için büyük endişe duyduğunu dile getirdi.