Bizi Takip Edin

Mehmet Soyarslan: “Bakanlık sinema sektörüne destek olmuyor”

Röportajlar

Mehmet Soyarslan: “Bakanlık sinema sektörüne destek olmuyor”

Sinema sektörünün en köklü yapım şirketlerinden Özen Film’in sahibi Mehmet Soyarslan, Sinemaport’a önemli açıklamalarda  bulundu…

SinemaPort ekibinden Elif Sevil Orhanlı’nın sorularını yanıtlayan Soyarslan, salgın sonrasına dair sektörden çok ümitli olmadığını ancak Özen Filmin yeni projelerle izleyici karşına çıkacağını belirtti.

Koronavirüs dolayısıyla sektörün zor bir dönem geçirdiğini belirten Soyarslan, bu süreçte yaşanan kayıpların telafisinin zaman alacağını söyledi. 

1941 yılında, Mehmet Soyarslan’ın dedesi Osman Sirman, onun babası Mehmet Rauf Bey ve ortakları tarafından anonim şirket olarak, film ithal etmek, yerli film üretmek, film dağıtımcılığı yapmak ve sinema salonu işletmek üzere kurulan Özen Film, birçok önemli yapımı sinemaseverlerle buluşturdu.

“TRT 20 yıldır bizden hiçbir yapım almadı” 

Tüm dünyada koronavirüs ile mücadele devam ediyor. Dünya genelinde uzun zamandır hayat durdu ve çoğu sektör ekonomik olarak zor günler geçiriyor. Sinema sektörü ve sinema oyuncuları bu süreçten nasıl etkilendi?  Kültür ve Turizm Bakanlığının bu noktada bir desteği ya da çalışması var mı? 

-Tüm dünyayı hazırlıksız yakalayan koronavirüsle bütün insanlık mücadele halinde. Bu krizde ekonominin bazı kesimleri ve iş yerleri kapalı olan çalışanlar çok zor durumda. Çok az sektör faaliyetlerine devam ediyor. En büyük zararı gören işsiz kalanların dışında; sinema-tiyatro işletmecileri, yapımcıları ve sanatçıları oldu.  Sinema sanatçılarının büyük bir kısmı televizyon dizilerinde rol alıyordu ancak diziler de artık çekilmiyor. Bir tek TRT Kuruluş Osman” dizisini sürdürüyor. 

Bu konuda Kültür ve Turizm Bakanlığının ne bir desteği ne de bir çalışması var. Yıllardır milyonlarca seyircinin her bilet alışta ödediği eğlence vergileri yine bu sektörün içinde olanlara bir destek olamaz mıydı? 

Ayrıca bizim gibi gelirlerinin ana kaynağı, sinema salonlarından aldıkları film hisseleri olan yabancı film dağıtıcıları, değerli film yapımcıları çok kötü durumda. Biz yurt  dışından ithal ettiğimiz, anlaşmasını yapıp avansının bir kısım bedelini ödediğimiz filmleri sinemalarda gösteremiyoruz. Dövizin yükselmesi nedeniyle maliyetlerimiz katlanıyor. 

Televizyonların durumu da çok iyi değil. Mesela TRT 20 senedir yerli/yabancı hiçbir film almadı bizden. TRT bizim gibi Türk yapımcılardan film alsa ödedikleri bedeller ekonomimize ve sektöre faydalı olur. Bizleri de kredi bulup, faiz ve borç yüküne sokmaz. 

Salgın sonrasına dair öngörünüz nedir? Toparlanma süreci ve kayıpların telafi edilmesi noktasında neler yapılabilir nasıl bir tablo olacak önümüzde? 

-Salgın sonrasına dair çok parlak ve ümitli öngörülerim yok. Çünkü uzunca bir süre sosyal mesafeye uymak zorunda olmamız nedeniyle sinemalar açılsa bile eksilen seyirci sayısı geçmiş zararların telafisine değil günlük giderleri karşılamaya ancak yetecek. Ayrıca seyircinin salgın korkusu nedeniyle evde kaldıkları süre boyunca televizyonda film seyretme akışkanlığı yükseldiği için sinemaya gitme arzuları azalmış  olacak. Kısacası salgın bitse de sektörü uzun sürecek bir kriz bekliyor. Sektörün canlanması için “Sinemacı Gözüyle” adlı kitabımda bahsettiğim bazı düzenlemeler yapılabilir. 

Örneğin sinemalardan alınan eğlence vergileri bir süre alınmaz.  

Sinema-tiyatro salonları topluma hizmet ettiği için elektrik-su-doğalgaz ödemelerinden muaf tutulur. 

Film yapımcılarına, tiyatro ve konser organizasyonlarına halkımızın ve özel şirketlerimizin katkısını artırmak için sponsor olan şirketlerin yaptıkları yatırımlar belli bir oran dahilinde ödenmiş vergi olarak kabul edilmeli. Bu madde çok önemli çünkü bu masrafın, masraftan değil vergi borcundan düşmesidir. Devlet, katkıların büyük bir bölümünü zaten sinemalardan eğlence vergisi olarak aldı. Bu parayı seyirciler ödedi. Durum düzelirse yine alınır ama fevkalade durumlarda devletin de fevkalade fedakârlığı gerekir. 

Film sektörüne uzun yıllar hizmet eden bir yapımcı olarak Türk sinemanın geldiği noktayı nasıl değerlendiriyorsunuz? 

-Ben 50 yıldır bu sektörün içindeyim. Senaryosu, müziği, salon işletmeciliği, yapımcılığı ve dağıtımcılığıyla her kademede yer aldım. Her dönemin ciddi sorunları oldu. Sansür nedeniyle her düşündüğümüzü söyleyip gösteremedik. Çok yüksek eğlence vergileri ödedik. Devlet desteği çok minimal çok taraflı oldu. Enflasyonlar yıprattı. Tarihe mal olmuş sinema salonlarımız kapatıldı. Haksız rekabet karşısında ezildik. Video televizyon kitleye açık yayın organlarında korsanlık had safhaya ulaştı. Hatta devlet televizyonu bile telif hakkı ödemeden filmlerimizi gösterdi. Haklarımızı alamadık. Kazandığımız icra davalarında bile koyduğumuz haciz bedellerini devletin alacağı önde gelir diye vermediler. Bütün bunlara rağmen Türk Sineması ayakta kaldı. Birçok film 1 ila 8 milyon arası bilet sattı.

Dizi sektörü gelişti. Dünyanın bütün ülkeleri Türk dizisi arar oldu. 

“SON OSMANLI YANDIM ALİ” FİLMİNİN İKINCİSİ ÇEKİLECEK 

Sektörün en köklü yapım şirketi olan Özen Film’in önümüzdeki döneme dair projeleri neler? Salgın kontrol altına alınıp, ekonomik tablo düzelmeye başladığında hangi projeler olacak? 

-Özen Filmin “Above The Shadows” adlı filmi sinemada vizyona girmeden üçüncü günde salonlar kapandı. 

Dünyada ciddi ses getirmiş “Mia And The White Lion”  vizyon için salonların açılışını bekliyor. Bu film tüm aileyi ilgilendiren  Güney Afrika’da üç yılda çekilmiş, küçük bir kız ve beyaz aslan yavrusunun doğa/hayvan sevgisini anlatan duygusal bir yapım. 

Anlaşmaları bitmiş krizin geçmesini bekleyen “Magic Arch” adlı deniz altında geçen bir animasyon filmimiz var. 

Yine animasyon türünde “Bigfoot Family”, macera-animasyon türünde “Captain Sabertooth and The Magic Diamond”, komedi-aksiyon türündeki “The Lion”, tarihte geçmiş önemli bir soygunun macerasını anlatan “Way Down” adlı projelerimiz var. 

 “Son Osmanlı Yandım Ali” filminin ikincinin senaryosunu hazırladık. Ekonomik tablo düzelmeye başladığında finansman sorunları da hafiflerse hayata geçireceğiz. 

Ayrıca doğa üstü bir olayı anlatan romantik müzikal filmimizin senaryosu ve müzikleri üzerinde çalışıyoruz.  


Röportaj : Elif Sevil Orhanlı – SinemaPort

Sinema Port'taki tüm içeriklerin, haberlerin eklendiği içerik yöneticisi profildir.

1 Yorum

1 Yorum

  1. 18 Mayıs 2020 Saat: 11:58

    Mehmet Soyarslan da tüm filmcilerimizin düştüğü çelişkiler içinde. Hem sinema salonlarından alınan rüsum kalksın diyor, hem de devletin o rüsumdan oluşturduğu sinema fonundan pandemi zararlarının ödenmesini istiyor.

    Dünyada destek yasaları çıkmaya başladığından beri, tüm dünyadaki destek yasalarının, sadece bir yerlerden para toplayarak bir fon oluşturup, bazı filmler yaptırmak olmadığını her ortamda söylüyorum. O dönemde gelen tüm bakanlara bunu anlatmaya çalıştım. Sinemaya gerçek destek, tüm dağıtımcılara, sinema salonlarına, ulusal ve yerel televizyon kanallarına, VOD platformlarına kota koymakla olur. Nitekim bu şekilde Güney Kore, Avustralya, İspanya sinemaları gibi birçok endüstri ihya oldu. Böyle bir şart endüstriyi iyi film yapmaya iter. Bence “iyi film”, en az filmin bütçesini karşılayacak sayıda seyircinin izlediği filmdir. Eğer dağıtımcılara, tüketim birimlerine kota koyarsanız, dağıtımcısıyla, sinemacısı, televizyonuyla tüm birimler, topyekün iyi film yapmak için çalışır. Nitekim Netflix’in, Amazon’un faaliyet gösterdiği ülkeler, platformlara ülkede yayınladıkları içeriğin en az % 30’unun son iki yıl içinde yapılmış, yerli yapım olması şartını getirdiler, ne yapımcılarımız ne de Sinema Genel Müdürlüğü sesini bile çıkarmıyor. Haberleri var mı bilmiyorum.

    Sinema salonlarında seyirci sayılarının düşmesi Covid 19 sebebiyle olmadı. Geçen yılın son çeyreğinde seyirci sayısında korkunç bir düşme yaşandı. Sebep, gösterilen kötü filmlerdi.

Cevap Bırakın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir

Daha Fazla : Röportajlar

En Üste