Bizi Takip Edin

Berkay Tulumbacı ile Keyifli Bir Röportaj

sinamaport-roportaj-alper-ergez-berkay-tulumbaci-ile-gorustu

Röportajlar

Berkay Tulumbacı ile Keyifli Bir Röportaj

Güldür Güldür Showun başarılı oyuncusu ve müzisyen Berkay Tulumbacı, SinemaPort yazarlarından Alper Ergez’in sorularını cevapladı…

Merhaba Berkay Bey,hoş geldiniz öncelikle nasılsınız? Oyunculuk hayatına ilginiz ilk ne zaman başladı? Bizlere kendinizden biraz bahsedebilir misiniz?

Teşekkür ederim iyiyim umarım sizler de iyisinizdir. Kendimden bahsedeyim tabii ki. 8 Haziran 91 de kıbrıs’ta doğdum. Babam emekli albay, Annem de BRT’den emekli haber spikeri ve eski balerin. İki kardeşiz. Bir de kız kardeşim var. Açıkçası çocukken, spesifik olarak oyunculuğa ilgim yoktu ancak sahne üzerinde yapılan her şeye ilgim vardı. Dans, müzik, tiyatro gibi. Hatta sadece sahne değil spora ilgim de bu yüzdendir ki baya bir dönem futbol oynadım. O da bir nevi sahne diyebiliriz. Seyir değeri vardı sonuçta fena değildim :))).. Annem Antalya belediye tiyatrosunun ilk oyuncularından olduğu için, Anneanne ziyaretleri için Antalya’ya gittiğimizde tiyatro oyunlarına da giderdik. Ya da Kıbrıs’a Türkiye’den bir oyun geldiği zaman kaçırmazdık. Çok ufaktım, aklım pek ermiyordu o zaman ama Nejat Uygur’u hatırlıyorum sahnede. Biraz daha büyüyünce o görüntüleri gözümün önüne getirip getirip hayranlık duymuşluğum var :))). Yani anıyı hayranlık duyabileceğim yaşa kadar bekletip o zaman hayranlık duymuşluğum var gahshdh. Büyük ustaydı nur içinde yatsın. Neyse , sonra Kıbrıs’ta ufak teatral çalışmalar, temrinler yapan bir topluluk varmış onlara dahil oldum. Bir süre onlarla vakit geçirdim. Arada annemden dolayı bir bale sürecim oldu ama o kısa sürdü. Hem ailemden uzak kalmam gerektiği için hem de bale yapmaya pek ısınamadığım için olmadı. Seyretmeyi çok seviyorum ama bi balet değilim. O ruh yok bende. O ruh varmış gibi yapmak daha eğlenceli :)). Yani kısacası Sahnede olmak istiyordum ve olacağımı biliyordum. Oyunculuk da hep içimde, çıkma zamanını bilmeyen bir histi.. Neyse böyle zamanlar geçti. Topluluk, bale, futbol, müzik sonra Lise bitti.. bu arada 4 yaşında okuma yazma öğrendiğim için bir sınıf atlatmışlardı beni yaşıtlarımdan erken okula başladığım için 16 yaşında bitirdim liseyi.. biter bitmez Eskişehir Anadolu Üniversitesi Konservatuvar tiyatro bölümünün yetenek sınavına girdim. Kazandım. Ve o günden beri oyunculuk hem mesleğim hem de “yaşımdan ötürü” hayatım, mesleğim, vazgeçemeyeceğim ve vazgeçmeyi bir kere bile düşünmediğim bir yanım oldu.. iyi ki de oldu.

berkay-tulumbaci-ile-roportaj

Pandemi süreci işinizi ve kişisel yaşamınızı nasıl etkiledi? Sosyal açıdan sizi tanıyabilir miyiz?

Valla pandemi süreci çok kötü geçmedi. İstemsiz kendimi kasıp geriyormuşum onu farkettim. Kendimle ilgili bir kaç bişey farkettim. Bu farkettiğim acelecilik, kaygı vs gibi durumları sakinleştirmeye çalıştım. Daha telaşlı düşünmekten biraz daha relax düşünceye geçiş yapmaya çalıştım. İstanbul’da günlük rutinimiz ne kadar sakin olursa olsun Beşiktaş’ta oturuyosanız, siz uyuyosanız bile, sabah esnafla beraber kepenk açıyorsunuz. Ya da o şantiyeye giriş yapıyosunuz. Hem de uyurken. Evet yanlış duymadınız.. uyurken. Fonda Teyzelerin konuşmalarıyla beraber uyanıp, motor sesleriyle derin bir nefes alıp, oh be günaydın diyebiliyorsunuz. O yüzden bunların da bazı yan etkileri olabiliyor işte 🙂 onlarla oyalandım diyim. İşin güzel tarafı hiç yalnız hissetmiyorsun kendini. O yüzden pandemi çok büyük sıkıntı yaratmadı. He ben de isterdim kahvemi koyup bahçeye çıkıp huzuru bulmayı ama bir kere huzur bulucam diye sokak çocukluğundan da vazgeçemem yani :). En azından şimdilik. İşimizde de tüm sektörler gibi biz de durduk. Bizim stok bölümlerimiz vardı onlar yayınlanmaya devam etti. Ama pandemiden dolayı durana kadar Avrupa turneleri, Türkiye turneleri BKM de oyunlar vs. gibi yüksek tempoda çalışırken aniden eve kapanınca ilk bir hafta “ya noluyoruz” falan olduk. Sonra hepimiz alıştık tabi. Tek problem çok özledik birbirimizi. Ben gerçekten onlar daha önce böyleler miydi bilmiyorum ama ben güldür güldür deki ekip arkadaşlarımı baya özlüyorum yani. Dramatize etmeyeyim şimdi ama öyle :)) neyse sezon sonuna doğru sağlık bakanlığının belirttiği tüm önlemleri alarak, seyircisiz olarak kısa zamanda 5 bölüm çektik ve sezon finali verdik. Seyircisiz çekmek buruktu. Üzdü yani. Bizim olayımız o. Onlar gelecekler, enerjilerimiz birleşecek ki işin lezzeti çıksın. Yine de sağolsunlar o enerjiyi zoom’dan vs den alabildiğimiz kadar alıp ortaya güzel bir 5 bölüm çıkardık. Sonra da sezon finali tabi. Sosyal hayat olarak dediğim gibi evde müzikle uğraştım. Yeni şarkı yapamadım. Yapamıyorum diye de kasmadım. Oturdum dizi izledim. Cover yapmaya çalıştım. Sadece dümdüz şarkı çaldım. genelde müzikle uğraştım. PS oynadım. Gerçekten durmak neymiş onu anladım. Dışarı çıkıp tek başına kimseyle iletişime geçmeden, “sadece” yürüsen bile çevremizdeki insanlardan aldığımız enerjinin, etkileşimin bizi nasıl beslediğini, nasıl etkilendiğimizi “durduğum zaman” daha iyi anladım. Birbirimize karşı sorumluluğumuzun sadece hastalığı bulaştırmamakla kalmadığını,, psikolojik durumumuzu, ruhumuzu, fiziksel sağlığımızı, bütünüyle kendimizi ne kadar iyi ve sağlıklı tutarsak daha faydalı, üretken, daha özgür ve hatta daha mutlu insanlar olarak hayatta var olabileceğimizi “daha” iyi anladım. Daha diyorum çünkü buna biraz daha ihtiyacımız var. Aynı yerde yaşıyoruz birbirimize hem ihtiyacımız var hem yok. Bundan “daha” rahat bir sorumluluk yok bence. Bir daha da “daha” demeyeceğim. Hadi eyvallah 🏾 falan hshfngn

Bugüne kadar sizleri Kocaman Ailem, Ateş Böceği, Kara Ekmek ve Sakarya Fırat dizilerinde, Sessiz Gece sinema filminde ve Tamamen Doluyuz ile İkinci Dereceden İşsizlik Yanığı tiyatro oyunlarıyla tanıdık ve severek izledik. Şu günlerde güldür güldür projesinde büyük bir beğeniyle ve severek izlemekteyiz. Bu projeye katılmaya nasıl karar verdiniz ve nasıl gidiyor?

Sakarya Fırat dizisi bittikten sonra 2013 yılında İstanbul Devlet Tiyatrosunda sizin de bahsettiğiniz “ikinci dereceden işsizlik yanığı” oyununu oynamaya başlamıştım. Bu oyun yaklaşık 5 sezon sürdü ve tek kişilikti. Arada saydığınız işleri yaparken bu oyun devam ediyordu. Hatta oyun hiç durmadı. Hep devam etti. Türkiye’de İstanbul DT nin gittiği bütün turne bölgelerine ikişer üçer hatta 4-5 kez bile gitmişliğim oldu vs. 5.sezonun sonunda yaklaşık 507. ya da 510. oyunu oynamıştım ve sezon arasına girmiştik. Dikkat çekmeye çalıştığım nokta bunlar değil tüm bunlarda “Tek Başıma” olmuş olmam.. tabii ki ekip arkadaşlarım, yönetmenim Elif Erdal ve seyirciler hiç bir zaman yalnız bırakmadılar beni hep varlardı, onlara minnettarım. Özellikle Elif Erdal’a. Oyunun prova sürecinden sonuna kadar hep destekledi. Hala öyle. Ondan çok şey öğrendim. Hala daha öğreniyorum. ama insan bu kadar şeyi yaparken sahnede bir nefes daha olsun istiyor açıkçası. Özellikle bu kadar fazla oyun ve yer gezerken. Neyse tabii ki şikayet halinde değildim oynamayı çok sevdiğim ve gerek sahnede tek başımayken, gerek prova sürecinde dediğim gibi yönetmenimden, çok şey öğrendiğim bir oyundu. Bırakmayı pek düşünmüyordum sadece daha az oynayıp başka işlere zaman yaratmak gibi bir planım vardı. Şimdiye kadar karşılıklı fedakarlıkla geldiğimiz ve başarıya ulaştırdığımız bu oyunda, kurumdan kopmadan, emeğimi de hiçe saymadan bir şekilde ortak bir yol ve yöntem bulunur diye düşünüyordum. Ben bunları düşünürken menajerim aradı Güldür Güldürün oyuncu seçmesi var Audition (deneme çekimi) yapmak isterler dedi. Telefonu kapattık ve koşarak gittim. En başta kalabalık ekip olması ve ekibin enerjisinin muhteşem olduğunu düşünmemden dolayı dahil olmayı yürekten istedim. Ve çok heyecanladım. Deneme çekiminden sonra haber beklemeye başladık. Beklerken de devlet tiyatrosuyla bir iki görüşme yaptım. Ortak payda da buluşamayacağımızı farkedince 22 yaşımdan beri sözleşmeli sanatçı olarak emek verdiğim oyunu ve kurumu kalbim kırık bir şekilde bırakmak zorunda kaldım. Biraz önce söylemiş olduğum o kadar oyun sayısı, emek, turneler, kaçırılan zamanlar, kaçırılan cenazeler vsler bir dilekçeyle anlamsızlaşmış olması hala içimde bir yerde burukluk yaratıyor ama tabii ki bu bir iş ve devlet tiyatrosu büyük bir kurum. Benim yaşadığımsa bu büyüklüğün yanında ufak bir nokta olarak geçip gitti. Neyse ki böyle olmuş. Güldür Güldür’den olumlu yanıt gelince tabii heyecanım 3-4 kat arttı ve herkesle tanışmak için can attım. Oyuncu arkadaşlarımdan, yönetmenimize, yazar ekibimizden, yapımcısına herkes muhteşem bir ruhla, ekip bilinci ve profesyonelliğiyle şimdiye kadar muazzam bir iş çıkarmışlar, çıkarmaya devam ediyorlar ve ben aniden böyle bir kalabalık atmosferle karşı karşıya geldim. Tabii önce yıllardır uzak kaldığım “sahnede kalabalık olma” durumundan, tam tersi bir noktaya aniden gelince şoka girdim. Ben şoka girmiş bir haldeyken, beni aralarına alıp, hemen sahneye atıp, herkes belki de farkında olmadan o kadar güzel destek oldu ki iş’ten ziyade bir aileye dahil olmuş gibi hissettim. Devam eden bir işe girmek yüksek hızlı tren giderken kenardan trene atlamak gibi denir hep. Ben atladığımda “zaten beraber gidiyorduk” hissiyatını yaşatan “güldür güldür” ailesinin yeri o yüzden başka bir noktaya taşındı benim için. Hepsine yürekten teşekkür ederim.

Sezon için yavaş yavaş toplanıyoruz. Şuanki planlamaya göre biz eylül’de başlayacağız. Yayın tarihimiz henüz net değil ama “zaten hep beraber gidiyoruz” haberiniz mutlaka olur :).

berkay-tulumbaci-muzisyen

Bu arada oyunculuğunuzun yanı sıra müzisyenlik özelliğinizinde olduğunu biliyoruz. Zaman zaman Güldür Güldür Showda’da şarkılarınıza yer vermektesiniz. Ayrıca youtube üzerinden de şarkı ve kliplerinizi izleyebilmekteyiz. Söylemeden duramayacağım gerçekten çok iyi bir sesiniz var. Müzisyenlik nasıl başladı? çalışmalarınız nasıl gidiyor? Biraz bahsedebilir misiniz?

Öncelikle teşekkür ederim. Eksik olmayın beğenmenize sevindim.

Ben sahneye ilk kez müzik yapmak için çıktım. Amcamın oğlu ama beraber büyüdüğümüz için kardeşimden farksız Ümit Tulumbacı’yla Kıbrıs’ta barlarda, otellerde müzik programları yapıp para kazanıyorduk. Eskişehir’de okurken yazları ya da şubat tatillerinde Kıbrıs’a döndüğüm zaman da ufak işler yapıyorduk. Müzik hep oldu hayatımda yani. Ayrı ayrı şarkılar yazıp arada ümitle birbirimize yollayıp fikir alışverişinde hep bulunuyorduk. Çocukkende hayalimiz vardı.. Yaptığımız şeyleri çok insana ulaştırmak, birlikte hep birşeyler yapmak gibi. Ümit çok iyi bir müzisyen. İyi çalmadığı enstrüman yok. Benim de sahnem iyiydi o zamanlar ve söylerdim.

Bir gün Güldür Güldür’de skeç sonuna bir şarkı gerekiyordu. Tesadüf Ümit ‘de İstanbul’daydı. Provadan çıktım Ümit’le buluştuk. Hangi şarkımız olsa diye yaptıklarımız üzerinden konuşuyoruz. Ümit dedi ki gel yeni birşey yapalım. Hem uğur getirsin, hem de bizim için de bir başlangıç olsun. “Git” şarkısını yaptık. Sağolsun ekip beğendi, sonra seyirci beğendi. O bizim için hem başlangıç oldu hem de “güldür güldür”

sayesinde şans. Sonra da çalışmalara başladık şimdi ara ara single şeklinde yaptıklarımızı tüm dijital platformlardan ve Youtube dan yayınlıyoruz. Kendi arkadaşlarımızla yapıyoruz. Kendi kendimize. Dilediğimiz gibi. Geliştirmeye ve daha çok şey öğrenmeye çalışıyoruz. Umarım daha çok dinleyiciye ulaşırız. Youtube’da müziğini Ümit’in sözlerini benim yazdığım beraber yaptığımız “Çocuk” diye bir şarkı var. O şarkı “hayal” kısmını gösteren bir şarkı. Klibin sonunda ikimizin çocukluk fotoğrafını koymuştuk. O şarkının yeri ayrıdır. Bir de yapımcımız Elif Yakarçelik ile yaptığımız “Yarım Kalsın” düeti de ikimizin de ilk düeti olduğu için ayrı bir yerde benim için. “Git”, “Düşün Beni”, “Son Hatıra” şarkılarının kliplerinde hep dostlarım vardı. Yani biz bizeyiz. Siz de gelin “daha” çok biz bize olalım. Daha demeyecektim ya bak yine dedim.. neyse 🙂

Müzik mi oyunculuk mu desem cevabınız hangisi olur ve neden?

İkisi de derim. Hepsi benim çocuğum gibi geyiğini yapmayacağım. Ama tabii ki mesleğim oyunculuk. Ben onun eğitimini aldım ve o şekilde yetiştim. Müziği de hobi kısmından biraz profesyonelliğe götürmeye çalışıyoruz aslında. İlerleyen zamanlarda müzik ön plana geçer mi bilemem, zaman zaman yerleri değişebilir ama tiyatro-oyunculuk her zaman hayatımın bir köşesinde var olacak. Bunların dışında istanbul’daki hayatımda da dostlarımla evde buluşup müzik yaptığımız zamanlar çok oldu. ‘’Burak Sevinç’’ mesela çok iyi kanun çalıyor. Biz ya eşimize dostumuza, ya kendi doğum günlerimizde, ya da bazen kendi kendimize hep çalıp söylüyoruz. Yani sosyal hayatımız böyle geçiyor bizim. Ben oyundan çıktığımda buluşup çalıp söylediğimiz zamanlar çok oldu. Müzik ve oyunculuğun ikisinin birbirini desteklediği zamanlar çok oldu. Mesela oyundan çıkıp yorgun olsam, oturup bir iki parça çalıp ya da bişeyler yazmaya çalışsam başka bir rahatlama, bir meditasyon gibi destekleyici etkileri oluyor müziğin. Yani oyunculuk ve müzik ikisi birbirinin ağırlığını alıyor aslında. İkisi de hep olsun.

berkay-tulumbaci-ile-keyifli-bir-sohbet

Yeni bir film ya da dizi projesinde yer almayı düşünüyor musunuz?

Film tabii ki çalışma saatlerimizin durumuna göre olabilir belki ama görüştüğümüz bir proje yok. Dizi zaten olamaz çünkü “Güldür Güldür” deyim.

Kendinize belirlediğiniz mesleki bir hedef var mı? Ne yaparsam bunu başardım diyebilirsiniz?

Valla ne yaparsam yapayım “bunu başardım” diyemiyorum bu başka bir konu tabi ahhahahhaha. İkizler burcu olmak bunu gerektirir sanırım. Ya da bunu gerektirir mi emin değilim. Neyse üretmeye devam etmek, yeni şarkılar, yeni tipler, yeni karakterler çıkarmak ve bunun hep devam etmesi, hep sahnede olmak hedefim diyebilirim. Güzel işler yapalım, insanların ruhuna dokunalım, güldürelim, eğlendirelim, ağlatalım bir faydamız olsun yani yeter. Aslında yetmez de hahahshs şimdi ne diyim bunları söylerken samimiyim tabii ama olumlu mesaj vereceğim diye çok da duygusal konuşmayayım yani, ya da “başarmak hep bir sonraki hedefin başlangıç cümlesidir” gibi özlü söz demeyeyim yaw hahshshshs neyse yetmez ama aslında yeter..

Son olarak sinemaport okuyucularına ve sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?

Valla ne diyim ben diyeceğimi dedim. İyi ki varsınız, Teşekkür ederim. Eksik olmayın. Keyfinize bakın. hadi görüşürüz eyw. 🏾

SinemaPort Röportaj: Alper Ergez

Sinema Port'taki tüm içeriklerin, haberlerin eklendiği içerik yöneticisi profildir.

Yorum yapmak için tıklayın
0 0 vote
Article Rating
Subscribe
Bildir
guest
0 Yorum
Inline Feedbacks
View all comments

Daha Fazla : Röportajlar

En Üste
0
Would love your thoughts, please comment.x
()
x