Bizi Takip Edin

Güzel Oyuncu Elif Doğan, Sinemaport’a Konuştu!

Röportajlar

Güzel Oyuncu Elif Doğan, Sinemaport’a Konuştu!

Aşk Tesadüfleri Sever 2, Gençliğim Eyvah, Çukur gibi birçok yapımla izleyici karşısına çıkan güzel oyuncu Elif Doğan, Sinemaport yazarlarından Alper Ergez’in sorularını yanıtladı.

Merhaba Elif Hanım hoş geldiniz, nasılsınız öncelikle? Sizleri tanımayanların daha yakından sizi tanıyabilmesi için biraz kendinizden bahsedebilir misiniz?

Kendimi nasıl tanıtmalıyım bilemedim 🙂 Belki televizyondan aşinasınızdır bana. Ya Netflix’te ‘Aşk Tesadüfleri Sever 2’de denk gelmiş olabilirsiniz. Ya da şu an ilk defa tanışıyoruzdur; Merhaba 🙋🏻‍♀‍
Her şey 12 yaşında ilk kez Şehir Tiyatroları’nda bir müzikal izlememle başladı. O an parçalar birleşti. Halihazırda müzikle yatıp müzikle kalkan bir çocukken, şarkılarla hikayeler anlatabileceğimi hatta kendi hissettiklerimi de hissettirebileceğimi keşfettirdi. Sonrasında her adımımı bu yönde atabilmem için ailemi iki branş birden okumak karşılığında ikna ettim ve İngilizce öğretmenliğiyle beraber ikinci bir üniversite olarak İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuarı’na girdim. Serüvenim şimdilerde sizlerle bazı hikayeleri paylaşmamla devam ediyor.

İçinde bulunduğumuz covid-19 süreci işinizi ve kişisel yaşamınızı nasıl etkiledi ve bu süreci nasıl değerlendirdiniz, karantina dönemlerinde neler yaptınız?

Geçtiğimiz seneden beri hayatımızı oldukça zorlayan bir sürece tabii tutulduk. İlk aylarında evde ailemle karantinadaydım. Onlarla uzun zamandır birlikte vakit geçirememiştim açıkçası o nedenle çok verimli oldu. Sonrasında ‘Gençliğim Eyvah’ projesine başladım. Dolu dolu, oldukça yoğun ama keyifli bir beş ay geçirdim. Şimdilerde zamanımın çoğunu bir ev kuşu olarak, tedbirli olmak da adına, evimde kitaplarım ve müzik aletlerimle geçiriyorum. Uzunca bir zamandır elime alamadığım gitarım, piyanom ve ukulelem üzerinde çalışıyorum.

Oyunculuk ile tanışmanız nasıl başladı?

Üniversitede tiyatro kulübüne katılmamla başladı diyebilirim. Öncesinde hep müzik ve müzikallerle ilgileniyordum ve çalışmalarım hep onlarlaydı. Her zaman çekingen biriydim. Kendimi şarkılarımla anlatır. Hissettiklerimi öyle dile getirirdim. Müzikale de böyle aşık oldum. Yapmayı en çok sevdiğim şeyle kendimi ifade edebilmemi sağlayan sanat dalı. Tabii bunun için oyunculukla ilgili de kendimi geliştirmeliydim. İlk olarak o sırada devam ettiğim eğitim fakültesinin tiyatro kulübüne başladım. Sonraki yıl konservatuara başvurdum ve sınavları başarıyla geçip kabul edildim. Ondan sonrası zaten ait olduğum yeri bulmaktı; müzik, dans ve tiyatroyla dolu, beni yetiştirmek üzere bir okul. En keyif aldığım zamanlardı. Ardından ilk televizyon projesi geldi. Sonrası daha göz önünde olan kısmı zaten.

Sizi bugüne kadar Aşk Laftan Anlamaz, Hayat Bazen Tatlıdır, Çukur, Darısı Başımıza, Zengin ve Yoksul ve son olarak da Gençliğim Eyvah dizilerinde severek izledik. Peki üzerinde çalıştığınız yeni projeleriniz var mı? Sinemaport okuyucularıyla paylaşmak ister misiniz?

Çok yakın bir zamanda yayınlanacak olan Aynen Aynen’in 5. Sezonuna konuk oldum. Severek izlediğim bir diziydi. Teklif gelir gelmez hiç tereddüt etmedim. Önümüzdeki haftalarda o yayına girecek. Onun dışında birkaç proje okuyoruz ama öyle yakın tarihli bir durum yok. Sanırım biraz dinlenmeye ihtiyacım varmış.

Sinemadaki ilk başrolünüzü Ömer Faruk Sorak – İpek Sorak’ın filmi olan ‘Aşk Tesadüfleri Sever 2’ filminde yapmıştınız. Biraz bu proje üzerine konuşmak isterim. Başrolde oynamak nasıl bir duyguydu ve nasıl tepkiler aldınız. Bu arada yeni sinema projelerinde sizi görecek miyiz?

Benim için çok özel bir proje ‘Aşk Tesadüfleri Sever 2’. Hikayesine aşık olduğum, oynadığım karakter Sema’ya hayran olduğum ve çalışmaktan, ekipten aşırı keyif aldığım film. İlk sinema filmim olmasından bahsetmiyorum bile. Başrol olarak bakmaktan ziyade içinde yer almış olmak, şu an aramızda olan birilerinin hayatının bir dönemini anlatmış olmak. Öyle kıymetli ki. Sağ olsunlar bizlere hikayelerini emanet ettiler. Bize güvendiler. Biz de elimizden gelenin en iyisiyle, layığıyla anlatmak için çalıştık. Bunca emek ve yaşanmışlıkla ortaya da gerçekten kalbe dokunur bir eser çıktı. Yönetmenlerim İpek Sorak ve Ömer Faruk Sorak öyle ince ince dokudular ki, bizlere öyle çok alan tanıdılar ki, o dönemdeymiş o atmosfere aitmişiz gibi hissettirdiler. Benim için daha da ayıran noktası Sema’yla anneannemin yaşıt olması, aynı dönemlerde aynı süreçlerden geçmiş olmasıydı. Bu filme onunla hazırlanmıştım. Yakın zamanda anneannemi kaybettim. Bu film biraz da ondan bana kalan bir hatıra gibi. Bu yüzden bendeki yeri hep başka olacak..

Kariyerinizde kendinize belirlediğiniz bir hedef ve gelecekte hayalini kurduğunuz ve oynamak istediğiniz bir rol var mı?

Ben biraz varıştan ziyade yolculuğu seven biriyim. Hedeflerim tabii ki var ama akışta karşılaştığım, yoluma eklediğim, çıkardığım pek çok hikayede var. Müzikal benim asıl branşım. Bütün eğitimim de şevkim de o yönde. Dolayısıyla bir gün bir müzikal projesinde yer almak benim için gerçek manada bir hedef. En başında yola çıkışım da bu yüzdendi. Ama dediğim gibi yol üstünde duraklar olması, bazen yolu biraz uzatıp başka tecrübeler yaşamak da işi zevkli kılan, anda kalmayı sağlayan noktalar.

Sinema ve dizi sektörünün artık giderek dijital platformlara yayılmasını nasıl değerlendiriyorsunuz?

Özellikle pandemi süreciyle beraber bu biraz da mecburiyete döndü. Evde kalmayı telkin ettiğimiz bir zamanda herkes haklı olarak dijital medyaya yöneldi. Aksi takdirde bunca zaman evde geçirmek çok zor olurdu. Televizyon işleriyle ilgili de izleyici kitlesinin daha geniş olmasından dolayı pek çok kısıtlamaya maruz kalınıyor. Anlattığımız hikayeleri gittikçe daha da dar bir alanda aksettirmeye çabalamak oldukça meşakkatli bir iş. Bu da zaman zaman seyirciyi zaman zaman biz işin mutfağındakileri yoruyor. Bunun için alternatif birkaç akım olması herkes için bir nebze bir çözüm oldu aslında.

Sizi biraz da sosyal açıdan tanıyalım. Oyunculuk dışında boş zamanlarınızda neler yaparsınız başka bir ilgi alanınız, merakınız var mı?

Daha önce de bahsettiğim gibi müzikle oldukça haşır neşirim. Birkaç enstrüman çalıyor çokça da şarkı söylüyorum. Şan benim branşım aslında. Bu süreç yaratıcılığımı da tetikledi, yeni şarkılar yazdım. Onların üzerinde çalışıyorum. Büyük bir sudoku severim. Sonunu göremediğimiz şu zamanlarda aşırı iyi geliyor. Tüm tedbirlerle, açık alanlarda bol bol yürüyüşler, nefes alabildiğim alanlar. Yoga şimdiye kadar sayısız kere hayatımı kurtardı. Müthiş dokunuşları var bana, hayatıma, bakış açıma. Günlerimin 1/3’ü yoga ve derin meditasyonla geçiyorum diyebilirim. Başka türlü olsun da istemezdim. En yoğun olduğum set zamanlarında bile aksatmadan devam ediyorum. Üstelik sizi de hayatınızı da bir düzene sokuyor bu durum.

Son olarak Sinemaport okuyucularına ve sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?

Sevdiğim işi yapabildiğim için çok şanslı olduğumu biliyorum. Ama ben sevdiğim işi yaparken, anlattığımız hikayelere ortak olan onca insanın sevgisini, desteğini görmek bana daha da şanslı hissettiriyor. Hepsine çok teşekkür ediyorum. İyi ki varlar ♥️

Alper Ergez

Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi İşletme Bölümü ve Başkent İletişim Bilimleri Akademisi Spikerlik Sunuculuk ve Diksiyon Bölümü mezunuyum. Ritüel sanat merkezide kısa süre kamera önü oyunculuk eğitimi aldım ve halen eski TRT spikeri ' Fulya Ergüneş 'ten televizyonculuk, diksiyon ve artikülasyon eğitimi almaya devam etmekteyim.

Daha Fazla : Röportajlar

En Üste