logo logo

BİZİ TAKİP EDİN

Röportaj 06 Aralık 2021

Ozan Ayhan: "Oyuncu Olduğum için Saygı Beklemiyorum"

Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Devlet Konservatuvarı lisans programını birincilikle bitiren Ozan Ayhan 1999 yılından beri yurt içi ve yurt dışı birçok oyun ve tiyatro çalışmasında yer almıştır. Farklı dönemlerde alanında farklı ödüller alarak kariyerini hız kesmeden ilerletmiştir. Ozan Ayhan sektör hakkındaki düşüncelerini, tavsiyelerini ve kendi duygularını Sinemaport’tan Meryem Tanrıverdi’ye anlattı.



Merhabalar. Nasıl bir çocukluk geçirdiniz, biraz bahseder misiniz?

80’lerde kalabalık sayılabilecek bir evde, memur bir ailenin mutlu çocuğu olarak büyüdüm. Çocukluğuma dair birçok anım güzel.

Sektörde en çok zorlandığınız ya da başlarken tedirgin olduğunuz iş alanı var mı? 

Sanırım dizi. Çünkü bir iş düşünün ki en büyük amacı ülkedeki herkesi memnun etmek. Bence bu çok zor bir şey. İnsanlar çok kısa bir zamanda bu kadar büyük bir işin altından kalkmaya çalışıyorlar. Gerçekten insanüstü bir beceri sergileniyor. Bu yaz İngiliz bir ekibe "biz günde 14-15 sayfa çekiyoruz" dediğimde akılları uçtu. 

Yurt içi ve yurt dışında sahne almış biri olarak kendinizi nerede daha iyi ifade ettiğinizi düşünüyorsunuz?       

Normal şartlar altında, aklı başında bir oyuncunun buna yurt dışında demesinin imkânı yok bence. Çünkü insanın içinden geldiği bir hikâyeyi kendi diliyle anlatması büyük lüks.  Ancak gerek yurtdışındaki çalışma şartlarının iyiliği, gerekse görece olarak bir toplumsal baskı hissetmiyor olmanız durumları değiştirebiliyor.

“OYUNCULUK MESLEK OLARAK GÖRÜLMELİ”



Ülkemizin diğer ülkelerle kıyasladığımızda oyunculara bakış açısı nasıldır?

Açıkçası ben bir grup meslektaşımın aksine oyunculuğa saygı gösterilip gösterilmemesini konusunu önemsemiyorum. Hiç kimseden bu mesleği yaptığım için saygı beklemiyorum. Sahne dışında alkış beklenmesini doğru bulmuyorum.  Tek isteğim bunun bir meslek olarak görülmesi. Bence temel sorun burada. O zaman her şey yerli yerince oturacak. Hem bizler hem de seyirciler için. Bu bir meslek. Her meslek ne kadar önemli ise bu da o kadar önemli. Bu şu demek: her meslekte olan insani standartlar, sendikal haklar burada da olmalı. Ben geri kalan insanlar ne düşünmüş bu meslek hakkında diye ilgilenmiyorum. Bazısı sever, bazısı küçümser, bazısı olması gerekenden çok önemser. Bunlar insanların düşünceleridir ve kendilerini bağlar. Beni ilgilendiren tarafı bunun bir meslek olması ve her meslekte olduğu gibi burada da bir hak düzenlemesi yapılması.

Sizi etkileyen bir set anınız var mıdır?

Tom Clancy's Jack Ryan setinde rol arkadaşım Erdal Yıldız'dı. Kendisinin Almanya'da iyi bir kariyeri olduğunu biliyordum. O yüzden onunla karşılıklı oynamak iyi bir tecrübe olacak diye düşündüm. Onun bir sahnesi geldiğinde yerimi aldım ve izlemeye başladım. Hiç beklemediğim, benim o zamana kadar oyunculuğa dair bilmediğim bir şey yaptı. 3,2,1 ile birlikte bir fotoğraf verdi ve onun içinde inatla kalarak oynadı. Hiç şüphe duymadı o duruştan. Canlı olarak izlediğimde o zamana kadar öğrendiğim ve inandığım her şeye tersti. Sahnenin bitiminde hemen monitöre koştum.  Acaba orada da benim gördüğüm gibi mi göründü diye. Hayır. Mükemmel görünüyordu. Zaten reji de bayıldı. Çok iyiydi. Hemen tabi gidip onunla bunu konuştum. O konuşma kariyerimdeki en önemli derslerden biridir.

İzlediğiniz ve en çok beğendiğiniz proje nedir?

Hayatımda bütün izlediklerimi düşünüp buna bir tek cevap verebilecek olsam hayatım bambaşka bir yerde olurdu muhtemelen.  :) Ama his olarak çocukluk yıllarımda ‘Bizimkiler’ dizisinin başlangıç müziğini duymanın bana verdiği hissi bir daha yaşayabileceğimi hiç sanmıyorum.

“İYİ OYUNCULUK HATA YAPMA RİSKİNİ ALMAKTAN GEÇER”



Bir projeye başlamadan önce size projeyi sevdiren en önemli kriter nedir?

Belli başlı bir kriterim yok. Zaten herhangi bir şeyi kritere göre sevemeyiz bence. Bu her projede değişebiliyor çünkü. Bir projede bu yönetmenken diğerinde senaryo veya oyuncular olabiliyor.

Oyunculuk hayatına yeni adım atmış ya da atacak gençlere bir öneride bulunmak ister misiniz?

Ben genç oyuncu, yaşlı oyuncu bilmiyorum. Genel olarak kendime tavsiyelerim vardır. Onları duymak isterlerse şunlardır:
Önce kendine güvenmeli insan. Bence bizim oyunculuk eğitiminde en az konuşulan konu bu.  Kendini beğenmişlik ve kibir değil asla. Her seferinde başlarken yapabileceğinize olan inanç. Bittiğinde ise olmayan bir şey varsa soğukkanlılıkla kabul etme olgunluğu. Hatanın dünyanın sonu olmadığını ve hata yapmanın normal olduğunu ve hatta iyi oyunculuğa giden yolun o hata yapma riskini alabilmek olduğunu bilin bence. O zaman insan bu mesleği de çok seviyor. O zevki almaya başlarsa çok çalışıyor, çok okuyor, çok izliyor en önemlisi çok düşünüyor oyunculuk üstüne. Önce kendinize güvenmeli insan ve kendini kabul etmeli.

Bağımsız uzun metrajlı filminiz Ali’nin Tabiatı ile Meksika'da düzenlenen Festival Internacional Cine de America’da en iyi erkek oyuncu ödülüne layık görüldünüz. Ali’nin Tabiatı filmi sizin için ne ifade ediyor?

Sanırım ilk defa bir role yeteri kadar zamanım oldu hazırlanabilmem için. Yani sadece set değil, çalışma dönemi de zevkliydi.  Keyif aldım her anından.

Son olarak Sinemaport okuyucularına söylemek istediğiniz bir şey var mıdır?

Herkese selamlar ve sevgiler.

Meryem Tanrıverdi
 



KAPAT

KAPAT