logo logo

BİZİ TAKİP EDİN

Röportaj 24 Nisan 2021

Kardeşlerimin Mazlum'u Kaan Sevi, Alper Ergez'in Konuğu Oldu

  1. Merhaba Kaan Bey Sinemaport’a hoş geldiniz. Öncelikle sizleri biraz daha yakından  tanıyabilmemiz için bize biraz kendinizden bahsedebilir misiniz? Kaan Sevi kimdir?
8 Nisan 1994 yılında İzmir’de doğdum. Çocukluk yıllarımı ailemin işleri nedeniyle Bodrum, İzmir arasında büyüyerek geçirdim. Aslında tam olarak bir ege çocuğuyum da denilebilir. Liseyi Özel İzmir Amerikan kolejinde okudum sonrasında da çocukluktan beri kurduğum hayallere adım atabilmek için  üniversiteyi İstanbul’da okumaya karar verdim ve İstanbul Bilgi Üniversitesi Televizyon Haberciliği bölümünden mezun oldum.  Oyunculuğumun ilk adımlarını Beyti Engin’den aldığım oyunculuk dersleri ile atmaya başladım.
  1. Pandemi süreci işinizi ve kişisel yaşamınızı nasıl etkiledi? Bildiğiniz gibi en çok etkilenen alanlardan biri görsel sanatlar oldu. Bu konu hakkında neler söylemek istersiniz?
Açıkçası pandemi süreci kişisel yaşamımda belki de birçok kişinin aksine bana daha faydalı bir süreç oldu. Pandemiyi bodrumda geçirdiğim için çok daha sessiz sakin ve şehirden uzak bir ortamda olduğumdan dolayı daha fazla kendim ile zaman geçirebildim, okudum ve izledim. Aynı zamanda da beslenme seklimi değiştirip daha fazla spor yaparak zihnimi ve bedenimi sürekli aktif tutabildim. Tabii ki pandeminin hepimize olduğu gibi bana da getirdiği olumsuz durumlar yasadım. İki defa premiere günler kala pandemi nedeniyle tiyatro oyunumuzu iptal etmek zorunda kaldık. Bunun yanı sıra tabii ki setler çalışması zor ortamlar olduğu ve insanların çok iç içe çalışması gerektiği  için bu süreçte kendimizi güvene almak adına yapmamız gereken en önemli kural sosyal mesafeyi korumak olduğu için  hatırı sayılır bir zaman bütün sektör durmak zorunda kaldı. Özellikle kendi adıma isimi çok seven biriyim ve  setlerden uzak kalmak oyuncuların mentol olarak kendisiyle savaştığı zor bir dönem oldu. Sete gidip bir yandan deli gibi çalışmak isterken bir yandan da sağlık acısından çevresini ve kendini düşünmek zorunda kaldığı bir dönem yasadık ve hala da yaşıyoruz. Ama ne olursa olsun her şeyin basında sağlık olduğunu unutmadan kendimizi ufak da olsa belirli  bir rutinin içine sokarak bir şekilde mental sağlımızı korumak adına birazcık da türetmek üzerine düşünerek yaşamaya devam etmeliyiz.
  1. Bu arada fotomodellikte yaptığınızı biliyoruz. Ayrıca Uzun bir süre boyunca da lisanslı olarak basketbol oynamışsınız. Fakat sonradan oyunculukta karar kıldınız. Nasıl oldu oyunculuğa geçiş. Sizi bu kararı almaya iten şey neydi. Ve modellik devam ediyor mu?
Evet, yaklaşık 12 -13 sene kadar lisanslı basketbol oynadım ve alt yapısal olarak başarılı bir kariyer geçirdim. Aslında basketbol oynarken  oyunculuk yapmak hep aklımın bir köşesinde vardı. Oyunculuğa geçmemin üç tane ana sebebi var, ilki babamın yarım kalan hayalini tamamlamaktı. Çünkü kendisi maalesef ki “Konservatuar okurken, darbe dönemine denk gelmiş ve  ailesel sebeplerden dolayı  okulu bırakmak zorunda kalmış ve başka bir ise yönelmek zorunda kalmış.” bende onun yarım bıraktığı bu hayali devralmak için bu yola adım attım. İkinci sebebi ise; ilkokulda ve lisede belli bir kalabalığın önünde, hiç bir bilgi birikimine sahip olmadan sahneye çıktım, danslar ettim. Şarkı söylemeye çalıştım, sunumlar yaptım. Bu süreç içerisinde aslında kendimi sahneye çok ait hissettiğimi ve hiç bir çekingen olmadan özgüvenli bir şekilde bunları çok daha rahat  bir şekilde yapabildiğimi fark ettim. Çevremden aldığım güzel yorumlar ve düşünceler sonucunda  ve o sahne tozunu biraz da olsa yutmuşken  bu  isi profesyonel olarak yapmaya karar verdim. Üçüncü sebebim ise; hepimiz bir gün bu dünyadan geçip gidicez ve o gün geldiğinde arkamda birçok miras, eser bırakmak istiyorum. İnsanlar ya da bu mesleği yapmak isteyen, bizden sonra bu işi devralacak kişiler ben yukarıdan onlara bakarken ‘ ulan ne oynamış be’ ya da ‘ bu filmde çok güzel şeyler anlatmaya çalışmışlar’ cümlelerini duymak istiyorum. Kısacası kuşaktan kuşağa aktarabileceğimiz, derdimizi anlatmaya çalıştığımız sahneler çekip, cümleler kurup bu dünyadan göçüp gitmek istiyorum.
  1. Bugüne kadar ‘’Adı Efsane, Seferin Kızı, Nöbet’’ gibi daha birçok dizide rol aldınız. Şimdilerde ise ATV ekranlarında yayınlanan herkese ve her şeye rağmen kopmayan, düştükçe birbirine tutunup yeniden ayağa kalkan gençlerin umut dolu öyküsünün anlatıldığı ‘’Kardeşlerim’’ dizisinde ‘’Mazlum’’ karakteriyle izlemekteyiz. Öncelikle dizi nasıl gidiyor. Şuana kadar gelen tepkiler nasıl biraz paylaşabilir misiniz? 
Çok klasik olacak belki ama, böyle bir projenin  içerisinde olmaktan gerçekten çok mutluyum, beraber çalıştığım rol arkadaşlarım ve set ekibi dahil herkes çok sıcak kanlı, samimi ve içten. bence bir isin tutmasının ve sevilmesinin en büyük sebebi  kamera  arkasındaki ekibin gerçekten birbirleriyle olan ilişkisinin samimi ve içten olmasıdır. Çünkü bu samimiyet ve bu gerçeklik  kesinlikle ekrandan seyirciye gecen bir unsur ve bu ekip aynı his ve aynı enerjiyle inandıkları doğru şeye hizmet etmesi bu işi izleyen herkesin  ekranda gördüğü karakterlerle bir bağ kurmasını sağlar. Gelen tepkilerde bu söylediklerimi aslında tam olarak doğruluyor.
  1. Gelecekte hayalini kurduğunuz ve oynamak istediğiniz bir rol var mı? Ayrıca Yerli ve yabancı en çok hangi oyuncularla birlikte rol almak istersiniz?
Henüz çekilmemiş, dünyaya ve  ülkemize katkılar sağlamış, arkasında bir iz bırakmış birinin hayatını canlandırmayı çok isterim Yani bir biyografi filmi diyebiliriz. İlk olarak yerli aktörlerle baslarsak tabii ki aslında hepimizin ilk akla getirdiği isim ‘’Haluk Bilginer’’ , aktrisler arasından bir isim seçebilme sansım olsaydı da bu isim için kesinlikle ‘’Hümeyra’’ derdim. Yabancı olarak da birkaç isim vermem gerekiyorsa da ‘’Joaquin Phoenix, Christian Bale, Morgan freeman  ve  Merly Streep’’ gibi isimleri söyleyebilirim.
  1. Oyunculuk dışında başka bir ilgi alanınız veya merakınız var mı? Mesela bir gününüzü nasıl geçiriyorsunuz?
‘Spor’ yapmak hayatımın çok büyük bir bölümünü kapsıyor ve birçok spor dalıyla çok yakından ilgileniyorum ama özellikle bu spor dalları arasından birkaç tanesini öne çıkaracak olursam profesyonel dalgıçlık ve yelken yapmak diyebilirim. Bir diğer büyük hobim ise mutfakta zaman geçirmek ve yemek yapmak. Ben yasamak için yemek yiyenlerden  değil, yemek yemek için yasayanlardanım:) Benim için iyi yemek yapabilmek, farklı tatları bir araya getirebilmek, bence hayatın bana sunduğu bir resitaldir. Dostlarımla kurduğum sofralar, onları, yaptığım  güzel yemeklerle buluşturup sohbet ederken saatlerce kaybolmalarını izleyebilmek bana en az oyunculuk yapmak kadar haz veren bir duygu. Her grubun bir mangalcı başı vardır ya iste o tam olarak benim:) Bu yüzden de hayallerim arasında bir gün muhakkak bir restoran açmak var.  Son olarak bir günümü nasıl geçirdiğime gelirsek, çok erken kalkan ve güne çok iş sığdırabilen birisi olarak size çok şey anlatabilirdim ama malum pandemi var ve sete gitmediğim zamanlarda günlerim çok daha monoton geçmek zorunda kalıyor. Zaten haftanın çoğu günümü sette geçiriyorum.
  1. Son olarak Sinemaport okuyucularına ve sizi sevenlere neler söylemek istersiniz?
Son olarak söylemek istediğim ilk şey herkesin de dilediği gibi pandemi sürecinin artık bitmesi ve herkesin birbirine istediği kadar korkusuzca sarılabilmesi. Ne olursa olsun ne yaşanırsa yasansın iyi kotu gerçekten bir insanın hayatında kendi sağlığından daha önemli hiçbir şey yoktur. Çok zor bir dönemden geçiyoruz. Bu yüzden herkes öncelik olarak kendi sağlığına sonrada etrafındakilerin sağlığına dikkat etsin. Bütün bunlara rağmen ne olursa olsun her zaman sevmeye sevilmeye umut etmeye düşlemeye ve durmadan türetmeye devam etsin. Hayallerden vazgeçmeyin. Çünkü hayaller bizleri ayakta tutan en büyük güçtür. Sağlıklı Kalın.